17 Şubat 2017 Cuma
Ben Kimim?
Hakikaten ben kimim ya? Şimdi aklıma takıldı bu soru. İsmim kimliğimi karşılayamaz. Çünkü dünyada aynı ada sahip başka insanlar da var, ayrıca ben doğduktan sonra verilmiş. İsmim belirlenene kadar kimdim peki? Yok muydum? Veya annemin ve babamın varlığı mı anlam katıyordu var oluşuma? Başka akrabalarım mı yoksa? Hadi bu kan bağı olayını geçtim, insan az da olsa, yavaş da olsa değişen bir varlıktır (ki değişmeyen tek şey değişimin kendisidir), beş yaşındaki halimle şu anki "Ben" birbirinden tamamen farklı. O zaman tam anlamıyla kimim ben? Allah'ın kulu, nefes alamazsa ölecek olan bir varlık, töz? Düşüncelerimi, duygularımı, anılarımı, hayallerimi ve diğer tüm özelliklerimi kapsayacak şekilde ne denebilir bana? Hayır, dedim ya adım olmaz diye. Çünkü dünyada benden başka sahip olduğum isme sahip insanlar var, beni tanımayan biri benim kim olduğumu nereden bilecek? Kaldı ki ben bile kendi analizimi tam olarak yapamazken, benim kim olduğuma kim karar verebilecek durumda olabilir? Hmm, şöyle düşünüyorum: Ben, aynaya baktığında kendini değersiz hisseden, varlığının diğer milyonlarca insanın varlığından daha önemli olmadığını bilen, sadece hayaline kavuştuğu zaman gerçek kimliğine sahip olacağına inanan, bazen çok saçma konuştuğunun farkında olan ama bir şekilde kendini avutabilen, kendini cesaretlendiren, kendini kendisine öven, kendini kendisine şikayet eden ama tüm bunlara rağmen pes etmeyerek sağlam bir duruş sergilemeye çalışan bir varlığım. Gerçekten çok ilginç. Hayvanlar her gün aynı davranışları sergiliyorlar, sürekli aynı döngüyü yaşıyorlar. Avcı avlamak için avların bölgesine gidiyor, av da karnını doyurmak için ot yemeğe çayıra gidiyor, ardından avcı koşup yakalamaya çalışıyor, yakalıyor da.. Ki yakalayamazsa dert değil, başka avlar ve başka günler var. Döngüyü istediği zaman yapabilir ama tabi aç olduğu zaman yapması icap ediyor. Peki ya biz insanlar? Dört yıl önce fanatik bir şekilde savunduklarımızı bugün kolayca reddediyoruz. Tutarsızca sergilediğimiz onca davranış.. İstemeden birinin kalbini kırıp sonra aslında hak ettiğini düşünerek kendimizi türlü bahanelerle avutmamız. Kimiz biz? Hayır, biz kendimizi geliştirmiyoruz. Duyumlayabildiklerimiz akıl süzgecinden geçerek bizi geliştiriyor. Hani şu klişe söz için diyorum: "İnsan kendi kendini geliştirebilen bir varlıktır.." . Tamamen yalan. Gelişimin sebebi yüzde yüz biz miyiz yani? Yıllarca mağarada kalan adam neden kapı sertçe kapanınca ürkmüyor o zaman? Aah, ah.. Herkes kendi profilini aklında muhafaza ediyor, ama insanların çoğu inanmak istediklerine inanıyorlar. Kendilerini görmek istedikleri gibi görüyorlar, tıpkı benim gibi. Şu an çok anlamlı bir yazı yazan biri olarak görüyorum kendimi. Belki de on yıl sonra yazdıklarıma bakıp "Ben bunları nasıl yazmışım? Hayır, bu ben değilim." diyeceğim ve önceden savunduğum hiçbir düşünceye katılmayacağım. Belki bir on yıl sonra on ve yirmi yıl önceki düşüncelerimi reddedeceğim. Ama şunu unutmayacağıma eminim; bir hayalim vardı.. Geceleri karanlık tavanda sahnelediğim.. En iyi arkadaşım günlüğüme ağlayarak bahsettiğim.. Aah, aklımda canlandırıyorum da o gün günlüğüme şunları yazıyorum: "Beni onca zaman dinlediğin için çok çok çok çok çok çok teşekkür ederim. Sözümü hiç kesmedin, beni hiç yargılamadın, konuşmamdan sıkıldığını söylemedin hiç. Şimdi ayrılık vakti. Merak etme, seni hak ettiğin şekilde uğurlayacağım, ve hak ettiğin yere. Geri dönüşüm kutusuna. Çünkü biliyorum ki bir gün başka birinin eline geçecek ve o kişinin de yaralarına ilaç olacaksın. Seni seviyorum. Hoşça kal.."
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder